Anasayfa / HABERLER / ÇAY ALANLARININ BİRLEŞTİRİLMESİ NEDEN ÖNEMLİ !
ÇAY ALANLARININ BİRLEŞTİRİLMESİ NEDEN ÖNEMLİ !
Paylaş :         Yazdır
Türkiye de nüfus artışına bağlı olarak sürekli bölünen araziler her bölgemizde olduğu gibi Karadeniz bölgemizde de tarım alanlarını küçültmüştür. Birçok aile için küçülen tarım alanları,  baba malı, dede malı olmaktan öte ekonomik bir anlam taşımaz hale gelmiştir. Devlet de bu perakende alanları istediği gibi yönetemediği gibi, gelinen bu noktada oluşan yükümlülükleri kendisine maliyet artışı olarak yansıtmaktadır.

Bu gün çay sektörü ile ilgilenen tüm taraflar aynı şeyi söylüyorlar. ‘’Çay alanları birleştirilmeli.’’

Ama nasıl?

İnsanların ellerinden atadan, deden kalan mallarını mülkiyeti ile almak kolay değil.

Ancak, çay sektöründe oluşan bu büyük sorunu öteledikçe, sektörün geleceği ile ilgili ortaya çıkan rasyolar, kötüye gidişin daha da büyüyeceğine işaret ediyor. Sektörde oldukça fazla düşen hammadde kalitesi, yönetilemeyen arz talep dengesi ve artan üretim maliyetleri mevcut tablonun sonucudur. Bu tablo karşısında beş yıl sonrasının hesabını çıkarmak, gelecekte daha iyi olacağımızın iddiasını yapmak da inandırıcı değil.

Sektörün ıslah edilmeye ihtiyacı var. Çay alanlarının birleştirilmesi ve birleştirilerek yönetilebilir hale getirilmesi en önemli aşama olacaktır. Bu anlamda 201 bin müstahsili üç gruba ayırabiliriz. Bu üç gruptan aşağıda tanımı  yapılan iki grubu çay alanları birleştirilebilecek hedef kitle olarak görebiliriz.  Bu iki grup toplam alanların yaklaşık %70 ine sahiptir.

  1. 1.Grup; ‘’Çay bahçesi sahibi olan, ancak geçimini çaydan sağlamayanlar.
Çay bölgesinden göç eden insanlar, gittikleri yerlerde yeni bir hayat düzeni kurarak, geçimlerini farklı işlerden temin eder hale geldiler. Ulaştıkları bu nokta onlar için yeni bir hayat düzeni oluşturdu ve çay gelirine olan ihtiyaçları ortadan kalktı.  Bu kişiler sahibi oldukları çay bahçelerini yükünden kurtulmak için yarılığa, olmazsa üçte bire, oda olmazsa arazime bak çay parasını al hesabı ile devretmektedirler. Amaçları gelir elde etmek olmayan, alanların yaklaşık %20 sini elinde tutan bu müstahsil grubu mahalle baskısından kurtulmak ve çaylarının toplandığını göstermek amacındadır. 

. 2.Grup  ''Çay bahçesi sahibi olup, Çay bahçelerini işçi marifeti ile toplatanlar

Birçoğu bölge dışında yaşayan, çay gelirinden yararlanmak isteyen, ancak kendi emekleri ile değil de, bu işi işçi marifeti ile yaptırmak isteyenlerdir. Çay sezonunda bölgeye intikal ederler ve mübaya dönemi başladığında çayını bir an önce toplatmak ve satmak isterler. Zamanları kısıtlıdır. Aceleci yaklaşımları piyasada arz talep dengesini bozar ve özel sektör fiyatlarını düşürür. Kendi emeklerini işe koymadıkları için de işçilerin ücret taleplerini sorunsuz kabul ederler. Ne kalırsa kar mantığı ile mübaya dönemini atlatırlar.   Sektörde işçi ücretlerindeki kontrolsüz artışın sebebi büyük çoğunlukla bu kesimdir.  Çay alanlarında %50 den daha büyük bir paya sahip bu grup piyasada arz talep dengesini de bozan en önemli unsurdur.

Bu iki grup müstahsil çay alanlarının toplamda %70’ine sahiptir.  Nüfus olarak bakıldığında ise yaklaşık, 1 milyonluk kesimi oluşturuyor.

Çay alanlarını birleştirmek istiyorsak bu iki kesimi organize etmemiz gerekir.

Çay alanlarını birleştirmek adına bu iki kesimin ellerinden tapularını alabilir miyiz?

Elbette hayır.

Çay alanlarını birleştirmemiz gerekiyormu?

Elbette evet.

Şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekir. Tapular üzerinde yoğunlaşmanın anlamı yok. Bu çözüm düşüncesi asla sonuç vermez. Atadan, dededen kalan toprağı kutsal sayan bir zihniyetin var olduğu yerde, arazileri birilerinin elinde toplamak ve mülkiyetini onlara vermek akıl karı değil.

Ortaya konulacak çözüm herkesi mutlu etmeli. Hiç kuşkusuz çay sektörümüz maliyet düşürücü politikalara en fazla ihtiyaç duyan sektördür.  Sektörün 2030 yılına baktığımız zaman maliyetler yönünden dünya piyasasından kopacağımızı görmekteyiz. Dünyada oluşacağı öngörülen perakende satış fiyatlarının iki katından fazla bir fiyata çayımızı mal edebileceğimizi ve bu sonucun sürdürülebilir olmadığını biliyoruz.

O zaman alanların yönetimini hedef almalıyız. ‘’Yaş Çay Bizim İşimiz’’ projesi büyük resme bakıldığı zaman,bu amaçla hazırlanmıştır. Proje yerli istihdam oluşturan ve çay alanlarını yarılık hesabı üzerinden kiralayan bir sistemin adıdır. Amaç kayıt dışında olan, yönetilmesi zor çay alanlarını kurulacak şirketlerin elinde toplamaya ve kayıt içine alarak yönetilebilir hale getirmeğe yöneliktir. Bu yolla 2000-3000 dönüm araziler şirketlerin elinde toplanacak ve kayıt içinde vergi üretir hale getirilecektir. Aynı zamanda hammadde kalitesinin artırılması ve arz talep dengesinin korunması da sağlanmış olacaktır..

Projenin beklenen faydalarını şöyle sıralayabiliriz;

-Kiralanan çay alanları hem müstahsiller için ve hem de kiralayan şirketler için daha verimli hale getirilecek.

-Çay alanlarında teknik özelliklere uygun bakım ve hasat yapılarak hammadde kalitesi yükseltilecek.


-Kayıt dışında kaynak yaratmayan, vergi üretmeyen mevcut tablo, kayıt içine alınarak kaynak yaratır vergi üretir hale getirilecek.

-Kiralanan çay alanlarında çay sanayicilerinin günlük üretim kapasitesine uygun çay hasat edilerek arz talep dengesi korunacak.

-Yerli istihdam sağlanarak, işçinin bulunamadığı zamanlar için ‘B’ planı oluşturulacak.

-Kontrolsüz şekilde artan işçi ücretlerinin ve kaliteyi bozan kilo ile çay toplanması işinin önüne geçilecek.

Saydığımız bu avantajlar aslında, sektörümüzdeki dezavantajlardır. Mevcut tablodaki bu dezavantajları, sorunların kaynağını müstahsilde görüp, tüm maliyetleri müstahsile yükleyerek çözemeyiz. Ya da, müstahsilin elinden babadan dededen kalan topraklarını alarakta çözemeyiz. Projeyi çay yasasının içine monte ederek daha adil ve daha yasal hale getirerek,ve bu yolla tüm tarafların elini taşın altına koyarak çözebilir devlete de projeyi sahiplendirmiş oluruz.


Mustafa Yılmaz KAR

Yazarın Diğer Yazıları : Tümü


Çaysiad | Çay Sanayicisi İş Adamları Derneği | www.caysiad.org.tr © 2019 .