Anasayfa / HABERLER / TÜRK ÇAYI 1940 LI YILLARDAKİ KADAR DOĞAL.
TÜRK ÇAYI 1940 LI YILLARDAKİ KADAR DOĞAL.
Paylaş :         Yazdır
Çaysiad | Çay Sanayicisi İş Adamları Derneği                                                       

DÜNYA ÇAY SEKTÖRÜNDE CİRO ARTIYOR

Sağlık konusunda bilinçli tüketicilerin sayısındaki artış, farklı pazarlama teknikleri, insan sağlığına olumlu katkıları bilinen çayın daha fazla tüketilmesini teşvik etmektedir. Her iki unsurun birleşmesi ve çayın çeşitli sağlık yararlarının keşfedilmesi sektörün büyümesini tetikleyen en önemli unsurlardır.

Dünyada çay sektörü, 1000 yıl önceki çay sektörüyle aynı olmadığı gibi, 100 yıl önceki çay sektörü ile de aynı değildir. Bugün, 16 milyar dolar ciroya ulaşmış 5.6 milyon ton üretimi, 5.2 milyon ton tüketimi olan çok büyük bir sektörden bahsediyoruz. Üretimde büyüme potansiyeli olan ancak tüketimde aynı oranda büyüme potansiyeline sahip olmayan bir sektör.

Her yıl artan üretimin sebep olduğu stok baskısından kurtulma ve üretileni eritme isteği çay otoritelerini farklı arayışlar içine sokmuştur. Bugün çay sektörü 1000 yıl öncesinde olduğundan farklı olarak, ana tema sağlık olmakla birlikte çok büyük bir ticari Pazar haline gelmiştir.

Çay alanları genişliyor.

Hareket potansiyeli yüksek olan dünya çay sektörü bu özelliğinin tahrik ettiği yüksek bir çay alanları genişleme oranına da sahiptir. Örneğin Çin son on yılda çay üretimini 1.020 bin kilodan 2.350 bin kiloya çıkararak %130 ün üzerinde bir artış sağlamıştır. Bu büyük artışla övünen Çin çay sektörü şimdi ise ürettiği malı tüketmek için yoğun çaba sarf ediyor. Hindistanda küçük ölçekli çay yetiştiricilerinin ülke çay sektörüne olan katkıları tahminlerin üzerinde seyrederek 2017 yılında yaklaşık  %50 oranında artmıştır. Bu eğilimin ayni şekilde devam etmesi ulusal çay sanayisindeki istikrarı bozulabileceği söyleniyor. Afrika da Kenya merkezli çay üreten ülkelere yenileri ekleniyor. Nijerya gibi diğer Afrika ülkeleri de piyasasından pay almak istiyor. Bu tablo önümüzdeki on yıl içinde dünya çay üretiminde büyük oranda bir artışın olacağına işaret ediyor.

Global çay sektörü farklı pazarlama teknikleri deniyor.

Tüketici sayısının artırılması, tüketicilerin daha fazla çay tüketmesinin teşvik edilmesi için çok çeşitli suni aromalar üretilmekte ve tüketicilere servis edilmektedir. Aromalı çay için tüketicilerin artan talebi önümüzdeki yıllarda da küresel çay pazarının büyümesine katkı sağlayacaktır.

Çay üreten firmalar doğal lezzetli çay poşetlerine çikolata, nar, acai ve zerdeçal gibi çeşitli tatlar ekleyerek farklı lezzet profilleri denemeye başladılar.

Çayın sağlığımıza olan olumlu katkısı tahrik edici unsur olarak kullanılsa da, çay sektörü müşteri portföyünü artırmak için çok yönlü pazarlama tekniklerini devreye sokmaktadır. Meşru olsa da bu son tablo bize aslında global piyasada çayın sağlık yönünün ikinci planda kaldığını ve mal satma amacının ön plana geçtiğini göstermektedir.

Tüketiciler satın aldığı malın ne içerdiğini bilmek istiyor.

Bilinçli tüketici sayısındaki artış 2017 ve sonrası için önemli hale geldi. İnsanlar son zamanlarda, endüstriyel katkılı çay ürünlerini ve ötesinde daha önemli şeyleri de merak etmeye başladılar. Şimdi açık, şeffaf şirket bilgileri bekliyor ve çayın nereden geldiğini ne içerdiğini ve ne kadar sağlıklı olduğunu bilmek istiyor.

Çaydaki sağlık potansiyelini reklam ederek diğer taraftan suni aromalarla sağlıklarının tehdit edilip edilmediğini sorgulamaya başladılar. Bugün çok büyük oranda tüketici ürünlerde doğallık ve organik olma vasfı aramaktadır. Bu sebeple dünya çay pazarında 2,5 dolardan bir kg çay bulabildiğiniz gibi 1800 dolardan bir kg çay bulabiliyorsunuz.

Elinizde iyi bir organik hikayeniz varsa çayınızın fiyatını siz belirleme şansına sahip olabiliyorsunuz.

TÜRK ÇAYI 1940 lI YILLARDAKİ KADAR DOĞAL.

Türk çay sektörü dünyadaki en gelişmiş teknolojileri kullanarak üretim yapmaktadır. Üretiminde üç ana aşama mevcuttur. çay filizlerinin doğranması, doğranan filizlerin fermente edilmesi ve mayalanan filizlerin fırınlanmasıdır. Türk çayına geçirdiği bu üç aşamanın hiç birinde suni aroma ilave edilmemektedir. Öz maddesi dışında katkı maddesi kullanılmamaktadır. Bu özellik onun sağlık yönünün güvenilir olduğunu teyit ediyor.

Çay sektörümüzün müşteri bulma endişesi yok.

Çay sektörümüz kendisi için yazılan yerli tüketicinin ihtiyacını karşılamak üzere doğal ve kaliteli çay üretmek vizyonunu başarı ile yerine getirmiştir. Bu gün çay tiryakileri olarak doğal ve katkısız çay içebiliyorsak bunu bu başarıya borçluyuz.

Türk çay sektörü üretim/Tüketim dengesi açısından şanslı durumdadır. İç piyasamız bir miktar daha tüketimi artırma potansiyeline sahiptir. Bu sebeple çay sektörümüz global piyasada olduğu kadar ticari kaygı taşımamaktadır.  Ticari kaygıların yüksek olmaması sektörü farklı ticari pazarlama tekniklerinin kullanılmasından, farklı suni lezzetlerin oluşturulması arayışlarından uzak tutuyor.

Yüksek maliyet öncelikli sorunumuz.

Çay sektörümüz düşük randıman, yüksek üretim harcamaları sebebiyle dünya piyasası ile kıyaslandığında yüksek maliyet sorunu yaşamaktadır. Bu sorun yüksek gümrük vergileri ile korunmaya çalışılsa da yabancı çaylardaki ucuz maliyet onlara market raflarımızda yer bulma şansını vermektedir. Ancak, değişik suni aromalar, cezp edici paketleme teknikleri merak uyandırsa da şimdilik aramızda gümrük vergileri ile oluşturulan %60’lik fiyat farkı onlara piyasamızı tehdit etme şansı vermemektedir.

Merdiven altı üretimler sektöre zarar veriyor.

Çay fabrikaları ürettikleri çayın kalitesini yüksek tutmak için satın aldıkları hammaddenin vasıfsız kısmını çöp olarak dışarı atarlar. İmalata alınan hammaddenin kalitesine göre kuru çay elde ederler. Buna randıman diyoruz. Yüz kilo çaydan 1960 lı yıllarda ortalama 22-23 kg kuru çay elde edilirdi. Hammadde kalitesi yüksekti. Bu gün bu miktar 18-19 kg seviyelerine kadar inmiştir. Bu bize hammadde kalitesinin düştüğünü gösteriyor.

Sanayici kalite hassasiyetine uyarak maliyetinin yüksek çıkmasına aldırmadan çöp kısmının tamamını dışarı atmakta ve bu çöpler müstahsil tarafından satın alınarak yine çay bahçelerinde gübre olarak kullanılmaktadır. Ancak bazı kötü niyetli kişiler bu çöpleri merdiven altı çalışmalarıyla çay görünümü vererek piyasaya sürmektedir. Sektörün günümüzdeki önemli sayılan sorunlarından biri de budur.

Eğitimli çay işçisine ihtiyaç var.

Çay toplama işi ve ek işleri eğitimli kişilerce yapılması halinde hammadde kalitesinin yükselmesi sağlanabilecektir. Bu amaçla hazırlanan ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca desteklenen ‘’Yaş çay bizim işimiz’’ projesi yeniden revize edilerek, uygulanabilirlik vasfı kazandırılarak onay için bakanlığımıza sunulmuştur.

Projenin amacı çay toplama işini ve ek işlerini meslek haline getirerek bu alanda yerli işgücü nezdinde bir farkındalık yaratabilmektir. Günümüzde bu işler için tecrübesiz ve sürekli değişken yabancı işçiler istihdam edildiğinden hammadde kalitesinde bir iyileşme sağlayamıyoruz.

 

Organik üretime geçtiğimizde iyi bir hikayemiz olacak.

Çay sektörümüz için 2018 yılında organik üretime geçme kararı alınmıştır. Karar müstahsil nezdinde ve tüketiciler nezdinde olumlu karşılık bulmuştur. Organik gübre çalışmalarının tamamlanamaması sebebiyle karar üç yıl ertelendi.

Hiç kuşkusuz Türk çay sektörü organik üretime geçerek iyi bir hikayeye sahip olacaktır.  İlaç kullanmadan üretim yapmamız, çaydaki pestisit oranımızın çok düşük olması bize avantaj sağlarken birde organik olma özelliğini eklediğimizde çayımızı siyah altına çevirecektir.

Mustafa Yılmaz Kar

Çaysiad


Mustafa Yılmaz KAR

Yazarın Diğer Yazıları : Tümü


Çaysiad | Çay Sanayicisi İş Adamları Derneği | www.caysiad.org.tr © 2018 .