
TARIM İNSANLIK İÇİN HAYATİ ÖNEM TAŞIR
İnsan, toprağa ilk tohumu attığı günden beri aslında sadece karnını doyurmanın değil, varlığını anlamlandırmanın da yolunu bulmuştur. Tarım; alın terinin, sabrın, umudun ve şükrün adıdır. Bir avuç tohumun bahçemizde belleyerek hazır ettiğimiz toprağa bırakılıp gün ışığıyla birlikte başak olması, insana hem hayatın mucizesini hem de emeğin ne kadar değerli olduğunu öğretir.
Toprakla uğraşan insan sabırlıdır acele etmez; bilir ki her şeyin bir vakti vardır. Yağmurun zamanını, güneşin gücünü, rüzgârın dilini öğrenir. Bu öğreniş sadece üretmek için değildir, bir terbiyedir aynı zamanda. Tarım, insanı doğaya karşı değil, doğayla birlikte yaşamaya sevk eder. Sabretmeyi, kanaat etmeyi, paylaşmayı öğretir.
Bugün şehirlerin beton duvarları arasında çoğu zaman unuttuğumuz bir gerçek vardır. Soframıza gelen her lokma, bir çiftçinin alın teri ile ve emeği ile üretiliyor. Sabahın ilk ışığında tarlaya inen, sıcağın altında çalışan, yağmurda çamurda işini terk etmeyen insanlar olmasa ekonominin çarkı dönmez. Tarım sadece bir sektör değil; bir milletin bağımsızlığının, sağlığının ve geleceğinin teminatıdır.
Tarım aynı zamanda kültürdür. Türkülerimizde harman yerleri, şiirlerimizde başaklar, hikâyelerimizde bağ bozumu vardır. Anadolu’nun mayası toprakla yoğrulmuştur. Kimi zaman bir çay bahçesinde filizlenen umut, kimi zaman bir fındık dalında büyüyen emek, bölgesel coğrafyaların ruhunu taşır
Geleceğin dünyasında teknoloji gelişse de insanın toprağa olan ihtiyacı değişmeyecektir. Aksine, sağlıklı gıdaya, temiz üretime ve sürdürülebilir yaşama olan özlem arttıkça tarımın değeri daha iyi anlaşılacaktır. Gençlerin toprağa küsmemesi, şehirlerini köylerini unutmaması, üretimin kıymetini bilmesi bu yüzden hayati önem taşır. Aç kalan insan için bir lokmanın değeri, susuz kalan yolcu için bir yudum suyun değerine eşittir. Çünkü her ikisi de hayati önemdedir.
İngilizce

